Küresel politika faizlerinin yatırım kararlarını kısa vadede ana belirleyici olmaya devam ettiği, ancak jeopolitik risklerin uzun vadeli rezerv yönetimini giderek daha çok yönlendirdiği görülüyor. Jeopolitik gerilimlerin, Orta Doğu’daki çatışma dahil olmak üzere kapsamını genişletmesiyle yatırımcılar, portföy dağılımlarında daha geniş ve esnek stratejilere yöneliyorlar.
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) üç ayda bir yayımlanan verilerine göre, ABD dolarının küresel rezervler içindeki payı 2025’in dördüncü çeyreğinde yaklaşık %57 seviyesinde seyrediyor. Bu oran, geçmişte görülen, 1970’lerdeki %85’e kadar yükselen zirvelerin gerisinde olsa da, doların hâlâ güçlü konumunu koruduğunu işaret ediyor.
Resmi Para ve Finans Kurumları Forumu (OMFIF) ise rezerv portföylerinde önümüzdeki bir dekada dolar ağırlığının düşebileceğini öngörüyor. Rapora göre merkez bankaları, yaklaşık 10 yıl sonra portföylerinde doların %52, euro’nun %23 ve yuanın %5 paya sahip olmasını bekliyor. 90 kurumun katılımıyla gerçekleştirilen ankette, kamu emeklilik fonları ve devlet varlık fonlarının euro ve yuan cazibesini artırdığı, ancak her iki para biriminin de dolar egemenliğini kırmakta hâlâ zorluklar yaşadığı ifade ediliyor.
Altın talebindeki artış, bu çerçevede öne çıkan bir trend olarak karşımıza çıkıyor. OMFIF, altının risklerin belirgin kazananı olarak görüldüğünü ve kısa vadede alım niyetlerinin başı çektiğini belirtiyor. Jeopolitik riskler ve uluslararası para sistemine dair endişeler karşısında altın, rezerv stratejisinin merkezinde bir güvenlik aracı olarak konumlanıyor. Ankete katılan merkez bankalarının %82’si fiziksel altın bulundurduğunu belirtirken, bu oran geçtiğimiz yıla göre yükseliş kaydetti.
Euro’nun geleceğine ilişkin görüşlerde, katılımcıların %55’i AB’nin kalıcı ve geniş çaplı borç ihracının euroya olan ilgiyi artıracağını düşünüyor. Yuan cinsinden varlıklara yönelmenin ise çeşitlendirme avantajı sağlayacağını belirtenler var; ancak dolar hâlâ küresel rezerv para olarak güvenlik ve likidite açısından rakipsizliğini koruyor. Merkez bankaları, özellikle gelişmekte olan piyasalarda kısa vadede bile dolar tahsisatlarını azaltma eğilimini giderek daha belirgin bir şekilde görüyorlar.
Not: İçerik, varlık yönetimi açısından küresel koridorlarda dolaşan dinamikleri özetler niteliktedir. Bu bağlamda yatırımcılar, riskleri dengelerken çeşitlendirme ve güvenlik unsurlarını bir arada değerlendiriyorlar. Ekonomik gelişmeler ve jeopolitik riskler ışığında rezerv portföylerinin yapılandırılması sürekli bir dönüşüm içinde bulunuyor.