29 trilyon dolarlık varlık yöneten devlet fonları ve merkez bankaları, jeopolitik riskler, ticaret savaşları ve yüksek borçlanmanın etkisiyle yatırım tercihlerini köklü biçimde yeniden şekillendiriyor. Invesco’nun araştırmasına katılan kurumlar, geleneksel yatırım kalıplarının kırılma sürecinde olduklarını gösteren bir tablo sunuyor: dalgalı küresel ortamda daha dayanıklı ve çeşitli portföylere yönelim artıyor.
Enerji ve altyapı yatırımları öne çıkıyor Yapılan ankette, enerji güvenliği ile enerji dönüşüm altyapılarının ekonomik şoklara karşı en güçlü koruma araçları olarak görülmesi dikkat çekiyor. Sonuç olarak devlet varlık fonlarının altyapı varlıkları içindeki payı 2026 itibarıyla %9’a ulaşarak rekor kırdı.
Yapay zekâ ve talep dinamikleri Yapay zekâ teknolojilerinin hızla yaygınlaşması, enerji sektörüne olan yatırımları daha da artırıyor. Veri merkezleri ve yüksek teknoloji altyapılarının artan elektrik talebi nedeniyle yatırımcılar gelecek projelere daha çok kaynak ayırıyor.
Tahvillerin cazibesi azalıyor Invesco Araştırma Başkanı Benjamin Jones, küresel parçalanma ve enflasyon şoklarının yatırımcıları geleneksel portföy alışkanlıklarını değiştirmeye ittiğini söylüyor. Tahvil ve hisse senetlerinin aynı yönde hareket etmesi, risk azaltma etkisini zayıflatıyor ve nakit ile gayrimenkul gibi reel varlıklara olan ilgiyi artırıyor.
Dolar üzerinde artan endişe Ankete katılan merkez bankalarının %61’i, ABD’nin artan borç yükünün doların uzun vadeli rezerv para konumunu olumsuz etkileyebileceğini değerlendiriyor. Bu oran 2024’te yalnızca %20 idi. Ayrıca katılımcıların %29’u, doların küresel rezerv para statüsünün önümüzdeki beş yıl içinde belirgin şekilde zayıflayacağını öngörüyor. Bu değişim, küresel finans sisteminde yeni bir döneme işaret ediyor.