Türkiye’nin kuruyemiş pazarı, iç talep ve ihracat açısından dünyanın önde gelen konumlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu yılın ilk yarısında sektörün hareketli bir seyir izlediğini belirten TÜKSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Burak Çiğdem, küresel piyasalardaki dalgalanmaların ve iklim koşullarının üretim ile maliyetlere doğrudan etkide bulunduğunu ifade etti. Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve ihracat kapasitesi ile bu konumunu koruduğunu anlatan Çiğdem, ancak günün en kritik konusunun fiyat seviyeleri değil, dalgalanmanın sürdürülebilirliği olduğunu vurguladı. Önemli bir nokta olarak, ürünlerin farklı piyasa dinamiklerine sahip olduğunu, her kalemde ayrı bir yaklaşım gerektiğini söyledi. Son dönemde tüketici fiyatlarında yaklaşık yüzde 15-20 aralığında artışlar kaydedildiğini ifade eden Çiğdem, bazı ürünlerde bu artışın daha belirgin olduğunu ve yeni sezonun beklenen rekolteye bağlı olarak daha dengeli bir piyasa yaratacağını belirtti.
Onun açıklamasına göre fındık, kabak çekirdeği, kuru üzüm ve diğer kuru meyve gruplarında arz-talep dengesi farklılık gösteriyor; bazı kalemlerde rekolte yükselirken bazıları için dünya piyasalarındaki olumlu gelişmeler iç piyasaya hemen tam yansımıyor. Seri üretim ve tüketim açısından fiyat istikrarının sağlanması en kritik hedef olarak öne çıkıyor; bunun üretici, sanayici, ihracatçı ve tüketici için uzun vadede fayda doğuracağı düşünülüyor.
Kabak çekirdeğinde arz daralması ve fiyat hareketleri konusunda, sezon sonuna doğru piyasadaki ürün stoklarının azalışının fiyatları yukarı yönlü ittiğini belirten Çiğdem, yen sezon için iyi haberlerin geldiğini ve rekoltenin yüksek olabileceğini ifade etti. Bu durum, arzı rahatlatabilir ve fiyatların daha istikrarlı bir zemine oturmasına olanak tanıyabilir.
Antep fıstığı üretiminde ise bu yıl iç ve dış piyasayı birlikte değerlendirmek gerektiğini söyleyen Çiğdem, dünya genelinde ABD ve İran gibi önemli üretici ülkelerde verim kayıplarının görüldüğünü belirtti. Türkiye’de bazı bölgelerde meydana gelen dolu zararlarının üretimde olumsuz etkileri olduğunu, ancak yeni hasatla iç piyasada arzın kısmen rahatlayabileceğini, küresel daralmanın ise fiyatlar üzerinde etkisini sürdürmeye devam edeceğini öngördü.
Genel tabloya bakıldığında kuruyemiş ürünlerinin lüks tüketim olarak değil, toplum sağlığı açısından stratejik doğal gıdalar olarak değerlendirildiği için fiyat hareketlerinin yönetilebilir ve öngörülebilir olması gerektiğini savundu. Ayrıca ithalat vergileri ve ek yükümlülüklerin iç piyasadaki rekabet gücünü etkilediğini, bu nedenle yerli üretimin korunması ile birlikte tüketiciye de dünya pazarlarındaki olumlu gelişmelerden faydalanma imkanı sunulması gerektiğini vurguladı.