Tarım sektörü, stratejik bir öneme sahip olarak değerlendiriliyor ve bu yaklaşım doğrultusunda destekleyici adımlar sürdürülüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde, 2026 bütçesinde tarıma ayrılan kaynaklar, sübvansiyonlar ve vergisel desteklerle güçlendirilmiş durumda. Bu kapsamda 938 milyar liralık bir finansman söz konusu ve bunun içeriğinde en belirgin unsur faiz sübvansiyonları olarak öne çıkıyor.
Ziraat Bankası’nın tarıma sağladığı kredi destekleri, devlet tarafından yüzde 40,5 oranında tahsis edilen kredi maliyetinin yaklaşık üçte biri düzeyine düşürülüyor; çiftçilerimiz bu kredileri yaklaşık %12 maliyetle kullanıyor. Bu mekanizmanın etkisiyle üretim kapasitesi sürekli olarak güçleniyor. Uygulama, 2004 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğinde başladığından bugüne gelen bir gelenek haline geldi ve şimdi milyonlarca çiftçi bu kredi bakiyelerinden faydalanıyor.
Gıda güvenliği ve fiyat istikrarı açısından tarımsal üretimin artırılması hayati önem taşıyor. Kalıcı çözüm, arz odaklı ve yapısal dönüşümle mümkün görülüyor; bu bağlamda sulama projeleri, arazi toplulaştırması ve organize tarım bölgelerinin altyapısının güçlendirilmesi öncelikli yatırım alanları olarak belirleniyor. Tarımda destek programları, üretimin sürekliliğini ve verimliliğini artırmayı hedefliyor.
Gıda enflasyonu yoluyla açıktan bir çözüm beklenirken, ilgili bakanlıklar, Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi başta olmak üzere tüm kurumlar arası uyumla arzı hızlandırmayı ve tarladan sofraya daha makul fiyatlarla ulaşımı kolaylaştırmayı amaçlıyor. 2025 yılında zorluklar yaşanan tarımsal üretim ortamında bu yıl için üretimde kayda değer bir artış öngörülüyor; hedef, enflasyonun yavaşlamasına katkı sağlayacak bir vizyonla üreticinin emeğinin karşılığını güvence altına almak ve vatandaşların kaliteli, güvenli gıdaya erişimini sağlamaktır.