Analizde, faiz artışıyla birlikte kurdaki değer kaybının hızının nasıl ayarlanabileceğine odaklanılıyor. Son gelişmeler ise ekonomik aktivitede yavaşlamaya işaret ettiği için TCMB’nin kısa vadede bu yönde bir adım atmaya daha istekli olabileceğini gösteriyor.
İleriye dönük olarak yılın ikinci yarısında faiz indirimi için sınırlı bir alan olduğuna işaret eden ekonomistler, politika faizinin yıl sonunda piyasa beklentisi olan yüzde 34 yerine yaklaşık olarak yüzde 35 seviyesinde kalacağını öngörmekteler.
Haziran ayı enflasyon verileriyle gelen işlenmiş gıda fiyatlarındaki yükseliş, önümüzdeki dönemde de baskı oluşturmaya devam ederken, çekirdek enflasyon yaklaşık %30 civarında ve hizmet enflasyonu ise %40 civarında yüksek kalmaya devam ediyor. Bu tabloya dayanarak hizmet enflasyonunda aylık dezenflasyon hızında belirgin bir iyileşme öngörülmüyor değerlendirmesi yapılıyor.
“Yıl sonu enflasyonunu yaklaşık %31 olarak görmeyi sürdürüyoruz” ifadeleriyle öne çıkan Citi’nin öngörüsü, yakın vadede fiyat hareketlerini gıda enflasyonundaki karmaşık görünüm, Eylül-Ekim döneminde giyim enflasyonundaki yukarı yönlü sürprizler ve zayıflayan iç talebin hizmet enflasyonu üzerindeki etkisiyle sınırlı bir şekilde belirleyeceğini belirtiyor.
Analizi yapan Domaç ve Işıklar, TCMB’nin 2026 ve 2027 için hedefleri sırasıyla %24 ve %15 olarak öngörse de, sektörel enflasyon beklentilerinin dezenflasyon sürecinin TCMB’nin öngördüğünden daha yavaş ilerleyeceğini gösterdiğini dile getiriyorlar. Ayrıca artan rekabet endişeleri nedeniyle yalnızca kur istikrarının enflasyon beklentilerini yeniden sabitlemeye yeterli olmayabileceğine vurgu yapılıyor. Enerji fiyatlarındaki olası düşüş olumlu görünse de, fiyat dinamiklerindeki yapısal bozulmalar ve dezenflasyon sürecindeki belirsizlikler nedeniyle gelecek dönem görünümünün netleşmediği belirtiliyor. Bu bağlamda yıl sonu enflasyonunun ≈%31 seviyesinde gerçekleşmesini beklerken risklerin yukarı yönlü olduğunu da ifade ediyorlar.
Kaynak: Vargı Ekonomi Hab. (vargihaber.com)