Ankara’da düzenlenen zirvede, Kanada önderliğinde dokuz müttefikin ortak katılımı ile yaklaşık 100 milyar sterlin büyüklüğe ulaşması öngörülen yeni bir savunma bankasının kurulması kararı duyuruldu. Banka, ortak projelere düşük maliyetli sermaye sağlayarak savunma sanayisinin küresel üretim kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor. Kurucu ülkeler, askeri imalat süreçlerini hızlandırmak için kurumsal altyapıyı şekillendirme yolunda adımlar atıyor.

Resmi açıklamalarda Kanada Başbakanı Mark Carney’nin ifade ettiği gibi, küresel ölçekte 134 milyar dolar civarında bir fon yapısının, savunma sanayisinin tabanını büyüteceği belirtiliyor. Katılımcı ülkeler, tedarik zincirindeki tıkanıklıkları gidermek ve yeni nesil araçların üretimini desteklemek amacıyla mali işbirliğini derinleştirme kararı almış bulunuyor.
Yeni savunma bankası, artan jeopolitik riskler karşısında ortak orduların operasyonel kapasitesini güçlendirmek üzere hareket edecek ve Kanada merkezli olarak faaliyete geçmesi planlanıyor. Ankara delegasyonu da kurucu ortaklar arasında yer alırken, konsorsiyumda Arnavutluk, Belçika, Yunanistan, Letonya, Lüksemburg, Romanya ve Ukrayna bulunuyor. Ülkelerin, ulusal meclislerde gerekli onay süreçlerini başlatarak resmi sözleşmeyi yürürlüğe koymaları için bürokratik hazırlıkları sürdürdükleri kaydedildi.

Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, kurucu üyeler arasında diğer G7 ülkelerinin bulunmamasının genişlemeyi engellemeyeceğini vurguladı ve sermaye tavanını yükseltmeye dönük adımların yakın gelecekte yeni üye katılımını içereceğini belirtti. Katılımcılar, ortak havuz üzerinden kredi maliyetlerini düşürerek yerel askeri üretim tesislerine likidite aktarımında bulunacak.
Üretim odaklı vurgu Resmi ortak bildiride, Rusya-Ukrayna çatışmasının savunma tedarik zincirlerini güçlendirme gerekliliğini ortaya koyduğu ifade ediliyor. Türkiye’nin konumu ve gelişmiş yerel üretim ekosistemi, küresel finansman mimarisinde önemli bir merkez haline gelmesini destekliyor. Planlanan savunma bankası, üye ülkelerin endüstriyel tesislerindeki teknolojik dönüşümü finanse ederek uluslararası entegrasyonu derinleştirmeyi amaçlıyor.