Haber akışı, Doha’da süren dolaylı görüşmelerden gelen ilerleme sinyalleriyle petrol fiyatlarının yaklaşık %1 değer kaybetmesine yol açtı. Brent ve WTI’nin üçüncü işlem gününde de düşüş eğilimini sürdürdüğü görülüyor. Şu an Brent vadeli kontratları 70,80 dolar seviyesine gerileyerek yaklaşık %1,1 geriledi; WTI ise 67,74 dolara inerek %1,2’lik bir kayıp kayda geçirdi. İki gösterge kontrat, son dört ayın en düşük seviyelerini gördü.

Piyasa, Hürmüz Boğazı’ndan petrol akışının sürmesinin arz riskini azaltacağını fiyatlarken, bölgenin risk primi de hafifçe azaldı. Katar’ın açıklamasında, İran ve ABD arasındaki dolaylı görüşmelerde ilerleme kaydedildiği belirtilse de, kalıcı barış için somut bir adım atıldığına dair net işaretler yok. Bu durum, fiyatlarda kırılgan bir denge oluşturmaya devam ediyor.
Brent ve WTI’nin dört ayın diplerinde seyretmesi, kısa vadeli teknik görünümde satış baskısının sürdüğünü gösteriyor. Brent’in 70,80 dolar ve WTI’nin 67,74 dolar civarında hareket etmesi, arz tarafında kesin bir iyileşme sinyali verilmediğini işaret ediyor. Üç gün üst üste düşüş kaydeden piyasa, fiziksel arz görünümüne de odaklanıyor; Hürmüz Boğazı’ndan kesintisiz akış, arz sıkıntısı risklerini hafifletiyor. Haitong Futures, boğazın açık kalmasıyla arz fazlası beklentilerinin güçlendiğini ve pazar payı rekabetinin fiyatlar üzerinde ek baskı oluşturduğunu belirtiyor.

OPEC+ üretim artışı gündemde, petrol fiyatları üzerinde ikinci bir baskı unsuru olarak öne çıktı. Kaynaklara göre ülkeler, Ağustos’tan itibaren üretim hedeflerini daha da yukarı taşıma eğiliminde. Bu olasılık, arz rahatlaması algısını güçlendirirken Brent ve WTI üzerinde satış baskısını destekliyor. Jeopolitik risklerin bu bağlamda fiyatları desteklediği geçmişte görüldü; ancak üretim artışı ihtimali, piyasanın odağını arz dengesi ve stok durumuna kaydırdı. Ağustos için üretim sinyalleri, yılın ikinci yarısında arz-talep dengesi tahminlerini etkileyecek.
UBS’nin Brent tahminlerinde düşüş, ABD-İran mutabakatı ve Hürmüz Boğazı’ndaki artan taşımacılık baskısından kaynaklandı. UBS, Brent için Eylül çeyreği ortalama tahminini önemli ölçüde düşürürken Aralık çeyreği için de aşağı yönlü revizyon yaptı. Buna göre kısa vadede Brent’in yılın ikinci yarısında ortalama yaklaşık 80 dolar olması bekleniyor; 2027 için ise 75 dolar öngörüsü korunuyor. Mevcut seviyeler UBS’nin ikinci yarı tahmininin altında olsa da, tam bir normalleşmenin vakit alacağını belirtiyorlar.

Diplomasi takvimi”, kısa vadeli fiyat hareketlerini belirleyecek ana dinamik olarak öne çıkıyor. Katar Dışişleri Bakanlığı, İran ve ABD müzakerecileri arasındaki bir sonraki toplantının, 9 Temmuz’daki cenaze törenlerinden sonra yapılacağını açıkladı. Bu takvim, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin sürekliliğini ve dolayısıyla arz güvenliğini doğrudan etkileyebilir. Somut ilerleme kaydedilmesi halinde piyasa risk priminin hafifleyebileceği, aksi halde kırılganlık sürebileceği değerlendiriliyor.
Piyasa arz rahatlaması ve jeopolitik riskin dengesi, boğaz trafiğinin kesintisiz devam etmesiyle kısa vadede risk primini geri aldı. Ancak taraflar arasında kalıcı barış için net adımların atılmaması, Brent ve WTI üzerinde aşağı yönlü baskıyı sürdürüyor. Brent’in 70,80 dolar ve WTI’nin 67,74 dolar civarında kalması, arz fazlası senaryosuna daha çok atıfta bulunuyor. Önceki seansta görülen %1’in üzerindeki düşüşler ve dört ayın en düşük seviyeleri, bu yönelimleri destekliyor. Yakın dönemde OPEC+ toplantısı, Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiği ve ABD-İran görüşmelerinin yeni turu kritik olacaktır. Diplomatik ilerleme kalıcı hale gelirse daha düşük risk primiyle işlem görülebilir; görüşmelerin tıkanması ya da tanker akışında aksama yaşanması halinde ise Brent ve WTI üzerinde yukarı yönlü baskılar yeniden artabilir.


