Şirket Haberleri
Bakliyat Üretiminde Türkiye’nin Potansiyeli ve Küresel Görünüm
Türkiye’nin bakliyat üretim potansiyeli ve küresel görünümünü inceleyen bu içerik, verimli tarım, sürdürülebilirlik ve ihracat odaklı stratejileri özetliyor.
Özdemir, Türkiye’nin mevcut üretim kapasitesini iki ila üç katına çıkarmaya uygun bir potansiyele sahip olduğunu vurguluyor. Rapor, bakliyatın bitkisel protein kaynağı olarak zengin içeriğini; diyet lifi, kompleks karbonhidrat, vitamin ve minerallerle birlikte, aynı zamanda biyoaktif bileşikler barındırdığını ortaya koyuyor. Düşük nem oranı sayesinde depolanabilirliğinin uzun süreli kayıpları azaltması ve toprağa azot bağlama kapasitesiyle verimliliği artırması ise artı değerler arasında yer alıyor.
Ancak rapor, bakliyat üretimindeki artışın tahıl ve yağlı tohumlar karşısında sınırlı kaldığını belirtiyor; bunun başlıca sebepleri arasında araştırma ve sulama yatırımlarındaki eksikliklerle rekabet koşulları gösteriliyor. Bakliyatta küresel talep artıyor Özdemir, tüketimi şekillendiren iki temel dinamiğe işaret ederek, düşük ve orta gelirli ülkelerde bakliyatın uygun maliyetli bir protein kaynağı olarak kalmaya devam ettiğini belirtiyor. Yüksek gelirli ülkelerde ise gelişen üretim teknolojileri sayesinde bakliyatın proteini, nişastası ve lifinin et alternatiflerinden atıştırmalıklar ve fırıncılık ürünlerine kadar geniş bir kullanım alanı bulduğunu ifade ediyor. Sağlıklı ve sürdürülebilir beslenmeye yönelik artan ilginin, bakliyatın gıda sanayisindeki kullanımını da genişlettiğini ekliyor.
Türkiye üretimde ivme kazanmıyor 2025 yılında küresel bakliyat üretiminin 104 milyon ton olacağı ve 2035’e kadar %14 artışla 119 milyon tona yükseleceğinin öngörüldüğünü öne süren Özdemir, aynı dönemde küresel ticaret hacminin 23,2 milyon tondan 25 milyon tona çıkacağını belirtiyor. Başlıca ihracatçı ülkeler olarak Kanada, Avustralya ve Rusya’yı sıralıyor; küresel kişi başına bakliyat tüketiminin %11 artışla yıllık 8,2 kilograma ulaşacağını ifade ediyor. Türkiye özelinde tablo farklı görünüyor; son yıllarda yaklaşık 1,3 milyon ton düzeyinde seyreden üretimin önümüzdeki dönemde de benzer bir rakamda kalması öngörülebilir bir durum olarak öne çıkıyor. Küresel üretim artışını göz önüne aldığımızda bu durum olumsuz bir seyirde değerlendiriliyor. Özdemir, 2035’te 1,5 milyon ton ihracata karşı 1,7 milyon ton ithalat beklenmesinin Türkiye’nin net ithalatçı konumunu sürdüreceğini söyledi. Kişi başına tüketimin küresel eğilimin aksine düşmesi bekleniyor; ancak bu projeksiyon doğru politikalarla değiştirilip iyileştirilebilir.
Bu habere tepkin ne?
Kaynak: Vargı Haber | Yazar: Melihcan Şimşek
Google'da Tercih Edilen Kaynak olarak ekle
Vargı Haber bağımsız bir yayın kuruluşudur. Haberlerimiz editöryel ilkelerimize uygun olarak hazırlanır; doğruluk, tarafsızlık ve şeffaflık ilkelerine bağlı kalınır. Hatalı bir bilgi tespit ederseniz bizimle iletişime geçebilirsiniz.