Bloomberg Economics’e göre, çatışmanın kısa vadede sona ermiş gibi görünmesi, küresel para politikaları üzerinde yıllara yayılan etkilerin izini henüz silmiyor. Analistler, borçlanma maliyetlerinde 2028’e kadar bazı ülkelerde yarım puan veya daha fazla artış ihtimalinin sürebileceğini belirtiyor; bu, gelişmiş ekonomiler için bile geçerli olan hassas bir dengeyi işaret ediyor.
Enflasyon riskleri, yapay zeka yatırımlarının hız kazanmasının yarattığı baskılarla zaman zaman yükselip azalsa da, enerji arzındaki kırılganlıklar ve Hürmüz Boğazı’ndaki olası bir kapanmanın yol açtığı enerji şoku halen fiyatlar üzerinde belirleyici rolünü sürdürüyor. Bu dinamikler, tüketici ve şirketlerin mali durumundaki baskının uzun vadede de sürmesini bekletiyor.
BE’nin yıl başındaki projeksiyonu, Federal Reserve’in politika faizinde 2027’nin ortasına kadar toplamda 1 yüzde puanlık bir düşüş öngörüyordu. Ancak yeni görünüm, bu indirimin yalnızca 25 baz puanlık tek bir hareket olarak sonuçlanma ihtimalini güçlendiriyor. Avrupa Merkez Bankası içinse ilk aşamada daha yüksek seviyeler korunacak gibi görünse de, sonraki dönemde indirimlere geçiş bekleniyor.
“Yeniden ciddi bir sınav gelebilir” ifadesiyle öne çıkan Bloomberg Economics Küresel Ekonomi Direktörü Jamie Rush’a göre, pandemi sonrası enflasyon deneyiminin mirası merkez bankalarını bu konularda daha temkinli olmaya itti. Enerji fiyatlarındaki düşüşe rağmen son dönem fiyat artışları, enflasyonla mücadelede şahin duruşların kolay kolay terk edilmeyeceğini gösteriyor.
BE’nin öngörüleri, küresel ekonominin hâlen yüksek faiz ortamına beklenenden daha dayanıklı olduğunu ve art arda gelen dış şoklara karşı da ayakta kalabildiğini ortaya koyuyor. Ancak ABD’deki belirsizlikler ve İran savaşı bağlamında uygulanan ticaret politikalarının etkisi göz önünde bulundurulduğunda, büyümenin bu tür baskılarla uzun süre karşı karşıya kalması muhtemel görünüyor. Bu nedenle, küresel ekonomik dayanıklılık yakın gelecekte yeni bir sınavla karşılaşabilir.
Kaynak: VargıEKonomi Haberleri